|
|
|
|
| Alkolün zararları ülkemizde de bilinen bir
gerçektir. İnsanlar yüzyıllardan beridir
alkolle birlikte yaşamış, zararları bilinse
de bazıları için vazgeçilmez olmuş, alkolik
olma durumuna kadar gitmiştir. Bu bölümümüzde
alkolün zararları ve alkol komaları hakkında
ilgiler vermeye çalışacağız. |
ALKOLÜN VÜCUDUMUZA ETKİLERİ:
Alkol vücudumuza alınır alınmaz sindirim
kanalında emilip, kana, hücre dışı boşluklara
yayılır ve dokulara dağılır. Alınan alkolün
çokaz miktarı(%3) solunan havayla, idrarla ve
tükürükle dışarı atılırken, geri kalan
miktarı da kanı ve dokuları yavaş yavaş arıtan
karaciğerdeki yükseltgenme yoluyla atılır.
Alkol özellikle karaciğer ve sinir dokusunu
bozar. |
İvegen
Alkoliklik:
İvegen alkoliklik en sık rastlanan
zehirlenmelerden biridir. Ölüm tehlikesi yaratır.
300 gram etil alkolün(yaklaşık 1 şişe
viski) 1 saatte içilmesinin bir yetişkini öldürebileceği
bilinmektedir.
Zehirlenme, alkollü içkilerin aşırı
ve hızlı içilmesinin hemen ardından başlar
ve sarhoşlukla kendini gösterir. Sarhoşluk
durumu önce rahatlık ve gevşemeyle ortaya çıkan
ruhsal bir uyarılma dönemiyle
başlar; sonra saçmalama konuşma tutarsızlığı,
duyumsal yanılsama, dikkat, yargı ve
bellek yitimi, yön şaşırma, bilinçsizlik
gibi değişik düzensizlikler ortaya çıkar.
Daha sonrada sinir sisteminin bozulduğunu gösteren
bazı düzensizlikler görülür:
Sarhoş sendeler, iyi görmemeye, bazen de çift
görmeye başlar; acıya ve soğuğa karşı
duyarsızlaşır.
Daha ileri bir düzeyde ortaya çıkan
alkol komasında, hareket etme ve duyarlılık
kesin olarak ortadan kalkar; nabız atışları
yavaşlayıp zayıflar; beden ısısı normalin
altına düşer: Bu durum ölüme yol açabilir.
Genellikle alkol komasını derin bir uyku dönemi
izler; sonra, karaciğerin iyi çalışmadığını
gösteren sarılık ve sindirim bozukluğu
ortaya çıkar. Alkole dayanıklılık kişiye göre
değiştiği için, sarhoşlukta çeşitli biçimlere
bürünür. Alkolün kişiyi etkileme
derecesi, kişilerin bedensel ve ruhsal sağlık
durumlarına, beden ağırlıklarına, sindirim
koşullarına göre değişir. Arı alkol, yoğunluğu
azaltılmış alkolden daha zararlıdır. Ayrıca,
aç karnına içilen alkol, yemek sırasında içilen
alkolden daha etkili olur. |
Süreğen Alkoliklik:
Süreğen alkoliklik, bir uyuşturucu madde düşkünlüğüdür:
Kişi alkolün sağladığı huzuru ve gevşemeyi
arar, böylece bir gereksinim doğar. Alkolün sürekli
kullanılmasıyla kişinin bedensel dayanıklılığı
azalır ve bulaşıcı hastalıklardan çok çabuk
etkilenir. Daha sonra, sinir sisteminin sarsıldığını
gösteren zihinsel bozukluklar ortaya çıkar:
Uyku bozuklukları, zihinsel yetenek bozuklukları,
kişilik bozuklukları. Bu ruhsal zayıflık anında,
bir sayıklama durumu ortaya çıkabilir.
Meydana gelen kriz, bir sarsıntıyla ya da bir
hastalığın belirmesiyle başlar. İç sıkıntısı,
genel ve şiddetli bir titremeyle birlikte
hastaya çeşitli hayaller(devler, cesetler,
hayvanlar vb.) görmeye başlar ve büyük bir
korkuya kapılır. Hayaller görsel yada işitsel
olabilir. Kriz birkaç gün sürüp geçer, ama
yeniden gelebilir. Alkolden kaynaklanan
polinvirit(yaygın çevre sinirleri
iltihaplanması), sinir sisteminin bozulduğunu
gösterir. Aynı anda çeşitli organların da
çalışmasında da bozukluklar ortaya çıkar:
Sabahları balgam çıkarma, bulantı ve iştahsızlık,
sindirim sisteminide etkilendiğinin
belirtileridir. Karaciğer yetersizliği gün geçtikçe
artar. Sonunda karaciğerin büyümesine ya da
kaburgalar altında büzülmesine yol açan siroz
hastalığı oluşur. Ayrıca, kalpte ve iç
salgı bezlerinde bozukluklar ortaya çıkar. |
Tedavi:
Alkolikliğin
tedavisi son derece nazik bir konudur ve hastanın
tedaviyi tam olarak benimsemesi gerekmektedir.Önce
alkol alışkanlığının giderilmesine çalışılır:
Kolay iyileşebilecek durumlar söz konusu olduğunda,
hastanın etkinliğini aksatmayan bir tedavi seçilir.
Ancak durum ağırsa, hastanın yaklaşık 3 hafta
hastanede yatması gerekmektedir. Tedavi üç aşamalı
sürdürülür: Toplardamarın içine alkol şırınga
ederek alkolün ağızdan alınımını engelleme;
apomorfin iğneleri yapılarak alkolden tiksinti
duyulmasını sağlama; di sülfürlerle tedaviyi sürdürme.
Ayrıca tedavi, genellikle, psikoterapiyle, hastanın
mesleğiyle ilgili bir düzenlemeye gidilmesiyle
ve hastaların tıbbi gözetim altında tutulması
ile tamamlanmalıdır. En büyük tehlike, hastanın
bir süre sonra tekrar içkiye başlamasıdır. Bu
gibi durumlarda çevre faktörünün etkili olacağı
göz önünde bulundurulmalı, hastanın bu gibi
çevrelerden uzak kalması sağlanmalıdır. |
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|