|
Doğu Yüzü:
Tanrı gibi Tanrı yaratmış Türk Bilge Kağanı, sözüm: Babam Türk
Bilge Kağanı ... Sir, Dokuz Oğuz, İki Ediz çadırlı beyleri, milleti ... Türk
tanrısı ... üzerinde kagan oturdum. Oturduğumda ölecek gibi düşünen Türk
beyleri, milleti memnun olup sevinip, yere dikilmiş gözü yukarı baktı. Bu
zamanda kendim oturup bunca ağır töreyi dört taraftaki ... dim. Üstte mavi
gök, altta yağız yer kılındıkta, ikisi arasında insan oğlu kılınmış.
İnsan oğlunun üzerine ecdadım Bumın Kağan, İstemi Kağan oturmuş.
Oturarak Türk milletinin ilini, töresini tutu vermiş, düzene soku vermiş. Dört
taraf hep düşman imiş. Ordu sevk ederek dört taraftaki milleti hep almış,
hep tâbi kılmış. Başlıya baş eğdirmiş, dizliye dik çöktürmüş. Doğuda
Kadırkan ormanına kadar, batıda Demir Kapıya kadar kondurmuş. İkisi arasında
pek teşkilâtsız Gök Türk'ü düzene sokarak öylece oturuyormuş. Bilgili
kağan imiş, cesur kağan imiş. Buyruku bilgili imiş tabiî, Cesur imiş tabiî.
Beyleri de milleti de doğru imiş. Onun için ili öylece tutmuş tabiî. İli
tutup töreyi düzenlemiş. Kendisi öylece vefât etmiş. Yasçı, ağlayıcı,
doğuda gün doğusundan Bökli Çöllü halk, Çin, Tibet, Avar, Bizans, Kırgız,
Üç Kurıkan, Otuz Tatar, Kıtay, Tatabı, bunca millet gelip ağlamış, yas
tutmuş. Öyle ünlü kağan imiş. Ondan sonra küçük kardeşi kağan olmuş
tabiî, oğulları kağan olmuş tabiî. Ondan sonra küçük kardeşi büyük
kardeşi gibi kılınmamış olacak, oğlu babası gibi kılınmamış olacak.
Bilgisiz kağan oturmuştur, kötü kağan oturmuştur. Buyruku da bilgisizmiş
tabiî, kötü imiş tabiî. Beyleri, milleti ahenksiz olduğu için, aldatıcı
olduğu için, Çin milleti hilekâr ve sahtekâr olduğu için, küçük kardeş
ve büyük kardeşi birbirine düşürdüğü için, bey ve milleti karşılıklı
çekiştirttiği için, Türk milleti il yaptığı ilini elden çıkarmış, kağan
yaptığı kağanını kaybedivermiş. Çin milletine beylik erkek evlâdını
kul kıldı, hanımlık kız evlâdını cariye kıldı. Türk beyler Türk adını
bıraktı. Çinli beyler Çin adını tutarak, Çin kağanına itaat etmiş.
Elli yıl işi gücü vermiş. Doğuda gün doğusunda Bökli kağana kadar ordu
sevk edi vermiş. Batıda Demir Kapıya ordu sevk edi vermiş. Çin kağanına
ilini, töresini alı vermiş. Türk halk kitlesi şöyle demiş: İlli millet
idim, ilim şimdi hani, kime ili kazanıyorum der imiş. Kağanlı millet idim,
kağanım hani, ne kağana işi, gücü veriyorum der imiş. Öyle diyip Çin kağanına
düşman olmuş. Düşman olup, kendisini tanzim ve tertip edemediğinden, yine
tâbi olmuş. Bunca işi, gücü vermediğini düşünmeden, Türk milletini öldüreyim,
kökünü kurutayım der imiş. Yok olmaya gidiyormuş. Yukarıda Türk Tanrısı,
mukaddes yeri, suyu öyle tanzim etmiştir. Türk milleti yok olmasın diye,
millet olsun diye, babam İltiriş kağanı, annem İlbilge Hatun'u göğün
tepesinden tutup yukarı kaldırmıştır. Babam kağan on yedi erle dışarı
çıkmış. Dışarı yürüyor diye ses işitip şehirdeki dağa çıkmış, dağdaki
inmiş. Toplanıp yetmiş er olmuş. Tanrı kuvvet verdiği için, babam kağanın
askeri kurt gibi imiş, düşmanı koyun gibi imiş. Doğuya batıya asker sevk
edip toplamış, yığmış. Hepsi yedi yüz er olmuş. Yedi yüz er olup
ilsizleşmiş, kağansızlaşmış milleti, cariye olmuş, kul olmuş milleti, Türk
töresini bırakmış milleti, ecdadımın töresince yaratmış, yetiştirmiş.
Tölis, Tarduş milletini orda tanzim etmiş. Yabguyu, şadı orda vermiş. Güneyde
Çin milleti düşman imiş. Kuzeyde Baz Kağan, Dokuz Oğuz kavmi düşman imiş.
Kırgız, Kurıkan, Otuz Tatar, Kıtay, Tatabı hep düşman imiş. Babam kağan
bunca .... kırk yedi defa ordu sevk etmiş, yirmi savaş yapmış. Tanrı lûtfettiği
için illiyi ilsizletmiş, kağanlıyı kağansızlatmış, dizliye diz çöktürmüş,
başlıya baş eğdirmiş. Babam kağan öylece ili, töreyi kazanıp, uçup
gitmiş. Babam kağan için ilkin Baz kağanı balbal olarak dikmiş. Babam kağan
uçtuğunda kendim sekiz yaşında kaldım. O töre üzerine amcam kağan
oturdu. Oturarak Türk milletini tekrar tanzim etti, tekrar besledi. Fakiri
zengin kıldı, azı çok kıldı. Amcam kağan oturduğunda kendim prens ...
Tanrı buyurduğu için ondört yaşımda Tarduş milleti üzerine şad oturdum.
Amcam kağan ile doğuda Yeşil Nehir'e, Şantung ovasına kadar ordu sevk
ettik. Batıda Demir Kapı'ya kadar ordu sevk ettik. Kögmen'i aşarak Kırgız
ülkesine kadar ordu sevk ettik. Yekun olarak yirmi beş defa ordu sevk ettik,
on üç defa savaştık. İlliyi ilsizleştirdik, kağanlıyı kağansızlaştırdık.
Dizliye diz çöktürdük, başlıya baş eğdirdik. Türgiş kağanı Türk'üm,
milletim idi. Bilmediği için, bize karşı yanlış hareket ettiği, ihanet
ettiği için kağanı öldü, buyruku, beyleri de öldü. On Ok kavmi eziyet gördü.
Ecdadımızın tutmuş olduğu yer, su sahipsiz kalmasın diye Az milletini
tanzim ve tertip edip ... Bars bey idi. Kağan adını burda biz verdik. Kız
kardeşim prensesi verdik. Kendisi ihanet etti, kağanı öldü, milleti cariye,
kul oldu. Kögmen'in yeri, suyu sahipsiz kalmasın diye Az, Kırgız milletini
tanzim ve tertip edip geldik. Savaştık ... ilini geri verdik. Doğuda Kadırkan
ormanını aşarak milleti öyle kondurduk, öyle düzene soktuk. Batıda Kengü
Tarbana kadar Türk milletini öyle kondurduk, öyle düzene soktuk. O zamanda
kul kullu, cariye cariyeli olmuştu. Küçük kardeş büyük kardeşini
bilmezdi, oğlu babasını bilmezdi. Öyle kazanılmış, öyle düzene sokulmuş
ilimiz, töremiz vardı. Türk, Oğuz beyleri, milleti işit: Üstte gök
basmasa, altta yer delinmese, Türk milleti, ilini, töreni kim bozabilecekti? Türk
milleti, vazgeç, pişman ol! Disiplinsizliğinden dolayı, beslemiş olan kağanına,
hür ve müstakil iyi iline karşı kendin hata ettin, kötü hâle soktun. Silâhlı
nereden gelip dağıtarak gönderdi? Mızraklı nereden gelerek sürüp gönderdi?
Mukaddes Ötüken ormanının milleti, gittin! Doğuya giden, gittin! Batıya
giden, gittin! Gittiğin yerde hayrın şu olmalı: Kanın nehir gibi koştu.
Kemiğin dağ gibi yattı. Beylik erkek evlâdını kul kıldın. Hanımlık kız
evlâdını cariye kıldın. O bilmemenden dolayı, kötülüğün yüzünden
amcam kağan uçup gitti. Önce Kırgız kağanını balbal olarak diktim. Türk
milletinin adı sanı yok olmasın diye, babam kağanı, annem hatunu yükselten
Tanrı, il veren Tanrı, Türk milletinin adı sanı yok olmasın diye, kendimi
o Tanrı kağan oturttu tabiî. Varlıklı, zengin millet üzerine oturmadım.
İçte aşsız, dışta elbisesiz; düşkün, perişan millet üzerine oturdum.
Küçük kardeşim Kül Tigin, iki şad, küçük kardeşim Kül Tigin ile konuştuk.
Babamızın, amcamızın kazanmış olduğu milletin adı sanı yok olmasın
diye Türk milleti için gece uyuyamadım, gündüz oturmadım. Küçük kardeşim
Kül Tigin ile, iki şad ile öle yite kazandım. Öyle kazanıp bütün milleti
ateş, su kılmadım. Ben kendim kağan oturduğumdan her yere gitmiş olan
millet yaya olarak, çıplak olarak, öle yite geri geldi. Milleti besleyeyim
diye kuzeyde Oğuz kavmine doğru; doğuda Kıtay, Tatabı kavmine doğru; güneyde
Çine doğru on iki defa ordu sevk ettim ... savaştım. Ondan sonra Tanrı
buyurduğu için, devletim, kısmetim var olduğu için, ölecek milleti
diriltip besledim. Çıplak milleti elbiseli kıldım. Fakir milleti zengin kıldım.
Az milleti çok kıldım. Değerli illiden, değerli kağanlıdan daha iyi kıldım.
Dört taraftaki milleti hep tâbi kıldım, düşmansız kıldım. Hep bana
itaat etti. Onyedi yaşımda Tanguta doğru ordu sevk ettim. Tangut milletini
bozdum. Oğlunu, karısını, at sürüsünü, servetini orda aldım. Onsekiz yaşımda
Altı Çub Soğdaka doğru ordu sevk ettim. Milleti orda bozdum. Çinli Ong
vali, elli bin asker geldi. Iduk Başta savaştım. O orduyu orda yok ettim.
Yirmi yaşımda, Basmıl Iduk Kut soyumdan olan kavim idi, kervan göndermiyor
diye ordu sevk ettim. K ... m tâbi kıldım, malını çevirip getirdim. Yirmi
iki yaşımda Çin'e doğru ordu sevk ettim. Çaça general, seksen bin asker
ile savaştım. Askerini orda öldürdüm. Yirmi altı yaşımda Çik kavmi Kırgız
ile beraber düşman oldu. Kemi geçerek Çike doğru ordu sevk ettim. Örpende
savaştım. Askerini mızrakladım. Az milletini aldım ... tâbi kıldım.
Yirmi yedi yaşımda Kırgız'a doğru ordu sevk ettim. Mızrak batımı karı söküp,
Kögmen ormanını aşarak yürüyüp Kırgız kavmini uykuda bastım. Kağanı
ile Songa ormanında savaştım. Kağanını öldürdüm, ilini orda aldım. O yılda
Türgiş'e doğru Altın ormanını aşarak İrtiş nehrini geçip yürüdüm. Türgiş
kavmini uykuda bastım. Türgiş kağanının ordusu ateş gibi, fırtına gibi
geldi. Bolçu'da savaştık. Kağanını, yabgusunu, şadını orda öldürdüm.
İlini orda aldım. Otuz yaşımda Beş Balıka doğru ordu sevk ettim. Altı
defa savaştım ... askerini hep öldürdüm. Onun içindeki ne kadar insan ...
yok olacaktı ... çağırmak için geldi. Beş Balık onun için kurtuldu.
Otuzbir yaşımda Karluk milleti sıkıntısız, hür ve serbest iken, düşman
oldu. Tamag Iduk Başta savaştım. Karluk milletini öldürdüm, orda aldım
... Basmıl kara ... Karluk milleti toplanıp geldi ... m, öldürdüm. Dokuz Oğuz
benim milletim idi. Gök, yer bulandığı için, ödüne kıskançlık değdiği
için düşman oldu. Bir yılda dört defa savaştım: En önce Togu Balık!ta
savaştım. Togla nehrini yüzdürerek geçip ordusu ... İkinci olarak Andırgu'da
savaştım. Askerini mızrakladım ... Üçüncü olarak Çuş başında savaştım.
Türk milleti ayak titretti, perişan olacaktı. İlerleyip yayarak gelen
ordusunu püskürttüm. Çok ölecek orda dirildi. Orda Tongra yiğiti bir boyu
Tonga Tigin mateminde çevirip vurdum. Dördüncü olarak Ezginti Kadız'da savaştım.
Askerini orda mızrakladım, yıprattım ...yıprat ... Otuziki yaşımda Amgı
kalesinde kışladıkta kıtlık oldu. İlk baharında Oğuz'a doğru ordu sevk
ettim. İlk ordu dışarı çıkmıştı, ikinci ordu merkezde idi. Üç Oğuz
ordusu basıp geldi. Yaya, kötü oldu diyip yenmek için geldi. Bir kısım
ordusu evi barkı yağma etmek için gitti, bir kısım ordusu savaşmak için
geldi. Biz az idik, kötü durumda idik. Oğuz ... düşman ... Tanrı kuvvet
verdiği için orda mızrakladım, dağıttım. Tanrı bahşettiği için, ben
kazandığım için Türk milleti kazanmıştır. Ben küçük kardeşimle
beraber böyle başa geçip kazanmasam Türk milleti ölecekti, yok olacaktı. Türk
beyleri, milleti, böyle düşünün, böyle bilin! Oğuz kavmi ... göndermeden,
diye ordu sevk ettim. Evini barkını bozdum. Oğuz kavmi Dokuz Tatar ile toplanıp
geldi. Aguda iki büyük savaş yaptım. Ordusunu bozdum. İlini orda aldım. Öyle
kazanıp ... Tanrı buyurduğu için otuzüç yaşımda ... idi. Seçkin,
muhterem, güç beslemiş olan, kahraman kağanına ihanet etti. Üstte Tanrı,
mukaddes yer, su, amcam kağanın devleti kabul etmedi olacak. Dokuz Oğuz kavmi
yerini, suyunu terk edip Çin'e doğru gitti. Çin ... bu yere geldi. Besleyeyim
diye düşünüp ... millet .... suçla ... güneyde Çin'de adı sanı yok
oldu. Bu yerde bana kul oldu. Ben kendim kağan oturduğum için Türk milletini
... kılmadım. İli, töreyi çok iyi kazandım ... toplanıp ... orda savaştım.
Askerini mızrakladım. Teslim olan teslim oldu, millet oldu; Ölen öldü.
Selengadan aşağıya yürüyerek Kargan vâdisinde evini, barkını orda bozdum
... ormana çıktı. Uygur valisi yüz kadar askerle doğuya kaçıp gitti
...... Türk milleti aç idi. O at sürüsünü alıp besledim. Otuz dört yaşımda
Oğuz kaçıp Çin'e girdi. Eseflenip ordu sevk ettim. Hiddetle .., oğlunu, karısını
orda aldım. İki valili millet ..... Tatabı milleti Çin kağanına itaat
etti. Elçisi, iyi sözü, niyazı gelmiyor diye yazın ordu sevk ettim. Milleti
orda bozdum. At sürüsünü ... askeri toplanıp geldi. Kadırkan ormanına kon
... yerine doğru, suyuna doşru kondu. Güneyde Karluk milletine doşru ordu
sevk et diyip Tudun Yamtarı gönderdim, gitti ... Karluk valisi yok olmuş, küçük
kardeşi bir kaleye ... kervanı koşmadı. Onu korkutayım diyip ordu sevk
ettim. Koruyucu iki üç kişi ile beraber kaçıp gitti. Halk kütlesi kağanım
geldi diyip övdü ... ad verdim. Küçük adlı ...
Güneydoğu Yüzü:
.... Gök Öngü çiğneyerek ordu yürüyüp, gece ve gündüz yedi zamanda
susuzu geçtim. Çorağa ulaşıp yağmacı askeri ... Keçine kadar ...
Güney Yüzü:
... Çin süvarisini, on yedi bin askeri ilk gün öldürdüm. Piyadesini
ikinci gün hep öldürdüm. Bi ... aşıp vard ... defa ordu sevk ettim.
Otuzsekiz yaşımda kışın Kıtay'a doğru ordu sevk ettim ... Otuz dokuz yaşımda
ilk baharda Tatabı'ya doğru ordu sevk ettim.... ben ... öldürdüm. Oğlunu,
karısını, at sürüsünü, servetini ... millet... karısını yok kıldım.......
savaştım. ... verdim. Kahraman erini öldürüp balbal kılı verdim. Elli yaşımda
Tatabı milleti Kıtaydan ayrıldı. ... lker dağına ... Ku general kumandasında
kırk bin asker geldi. Töngkes dağında hücum edip vurdum. Otuz bin askeri öldürdüm.
On bin ... ise ... öktüm. Tatabı .... öldürdü. Büyük oğlum hastalanıp
yok olunca Ku'yu, generali balbal olarak diki verdim. Ben on dokuz yıl şad
olarak oturdum, on dokuz yıl kağan olarak oturdum, il tuttum. Otuz bir ... Türk'üm
için, milletim için iyisini öylece kazanı verdim. Bu kadar kazanıp babam kağan
köpek yılı, onuncu ay, yirmi altıda uçup gitti. Domuz yılı, beşinci ay,
yirmi yedide yas töreni yaptırdım. Bukağ vali ... babası Lisün Tay
generalin başkanlığında beş yüz yiğit geldi. Kokuluk .... altın, gümüş
fazla fazla getirdi. Yas töreni kokusunu getirip diki verdi. Sandal ağacı
getirip öz ... Bunca millet saçını, kulağını ... kesti. İyi binek atını,
kara samurunu, mavi sincabını sayısız getirip hep bıraktı. Tanrı gibi
Tanrı yaratmış Türk Bilge Kağanı, sözüm: Babam Türk Bilge Kağan'ı
oturduğunda şimdiki Türk beyleri, sonra Tarduş beyleri; Kül Çor başta
olarak, arkasından şadpıt beyleri; önde Tölis beyleri; Apa Tarkan başta
olarak, arkasından şadpıt beyleri; bu ... Taman Tarkan, Tonyukuk Boyla Baga
Tarkan ve buyruk ... iç buyruk; Sebig Kül İrkin başta olarak, arkasından
buyruk; bunca şimdiki beyler, babam kağana fevkalâde fevkalâde çok iltica
etti ... Türk beylerini, milletini fevkalâde çok yüceltti, övdü ... babam
kağan ... ağır taşı, kalın ağacı Türk beyleri, milleti ... Kendime
bunca ...
Kuzey Yüzü:
Tanrı gibi gökte olmuş Türk Bilge Kağanı, bu zamanda oturdum. Sözümü
tamamiyle işit. Bilhassa küçük kardeş yeğenim, oğlum, bütün soyum,
milletim, güneydeki Şadpıt beyleri, kuzeydeki Tarkat, Buyruk beyleri, Otuz
Tatar, ... Dokuz Oğuz beyleri, milleti! Bu sözümü iyice işit, adamakıllı
dinle: Doğuda gün doğusuna, güneyde gün ortasına, batıda gün batısına,
kuzeyde gece ortasına kadar, onun içindeki millet hep bana tâbidir. Bunca
milleti hep düzene soktum. O şimdi kötü değildir. Türk kağanı Ötüken
ormanında otursa ilde sıkıntı yoktur. Doğuda Şantung ovasına kadar ordu
sevk ettim, denize ulaşmama az kaldı. Güneyde Dokuz Ersin'e kadar ordu sevk
ettim, Tibet'e ulaşmama az kaldı. Batıda İnci nehrini geçerek Demir Kapıya
kadar ordu sevk ettim. Kuzeyde Yir Bayırku yerine kadar ordu sevk ettim. Bunca
yere kadar yürüttüm. Ötüken ormanından iyisi hiç yokmuş. İl tutacak yer
Ötüken ormanı imiş. Bu yerde oturup Çin milleti ile anlaştım. Altını, gümüşü,
ipeği, ipekliyi sıkıntısız öylece veriyor. Çin milletinin sözü tatlı,
ipek kumaşı yumuşak imiş. Tatlı sözle, yumuşak ipek kumaşla aldatıp
uzak milleti öylece yaklaştırırmış. Yaklaştırıp, konduktan sonra, kötü
şeyleri o zaman düşünürmüş. İyi bilgili insanı, iyi cesur insanı yürütmezmiş.
Bir insan yanılsa kabilesine, milletine, akrabasına kadar barındırmaz imiş.
Tatlı sözüne, yumuşak ipek kumaşına aldanıp çok çok, Türk milleti, öldün;
Türk milleti, öleceksin! Güneyde Çogay ormanına, Tögültün ovasına konayım
dersen, Türk milleti, öleceksin! Orda kötü kişi şöyle öğretiyormuş:
Uzak ise kötü mal verir, yakın ise iyi mal verir diyip öyle öğretiyormuş.
Bilgi bilmez kişi o sözü alıp, yakına varıp, çok insan öldün! O yere doğru
gidersen Türk milleti, öleceksin! Ötüken yerinde oturup kervan, kafile gönderirsen
hiç bir sıkıntın yoktur. Ötüken ormanında oturursan ebediyen il tutarak
oturacaksın. Türk milleti, tokluğun kıymetini bilmezsin. Acıksan tokluk düşünmezsin.
Bir doysan açlığı düşünmezsin. Öyle olduğun için beslemiş olan kağanının
sözünü almadan her yere gittin. Hep orda mahvoldun, yok edildin. Orda, geri
kalanınla, her yere zayıflayarak ölerek yürüyordun. Tanrı buyurduğu için,
kendim devletli olduğum için kağan oturdum. Kağan oturup aç, fakir milleti
hep toplattım. Fakir milleti zengin kıldım. Az milleti çok kıldım. Yoksa
bu sözümde yalan var mı? Türk beyleri, milleti, bunu işitin! Türk
milletini toplayıp il tutacağını burda vurdum. Yanılıp öleceğini yine
burda vurdum. Her ne sözüm varsa ebedî taşa vurdum. Ona bakarak bilin. Şimdiki
Türk milleti, beyleri, bu zamanda itaat eden beyler olarak mı yanılacaksınız?
Babam kağan, amcam kağan oturduğunda dört taraftaki milleti nasıl düzene
sokmuş ... Tanrı buyurduğu için kendim oturduğumda dört taraftaki milleti
düzene soktum ve tertipledim ... kıldım. ... Türgiş kağanına kızımı
... fevkalâde büyük törenle alı verdim. Türgiş kağanının kızını
fevkalâde büyük törenle oğluma alıverdim ... fevkalâde büyük törenle
alı verdim ... yaptırdım ... başlıya baş eğdirdim, dizliye diz çöktürdüm.
Üstte Tanrı, altta yer bahşettiği için gözle görülmeyen, kulakla işitilmeyen
milletimi doğuda gün doğusuna, güneyde ... batıda ... Sarı altınını,
beyaz gümüşünü, kenarlı ipeğini, ipekli kumaşını, binek atını, aygırını,
kara samurunu, mavi sincabını Türk'üme, milletime kazanı verdim, tanzim edi
verdim ... kedersiz kıldım. Üstte Tanrı kudretli ... Türk beylerini,
milletini ... besleyin, zahmet çektirmeyin, incitmeyin! ... benim Türk
beylerim, Türk milletim,... kazanıp ... bu ... bu kağanından, bu beylerinden
... suyundan ayrılmazsan, Türk milleti, kendin iyilik göreceksin, evine
gireceksin, dertsiz olacaksın. ... Ondan sonra Çin kağanından resimciyi hep
getirttim. Benim sözümü kırmadı, maiyetindeki resimciyi gönderdi. Ona
bambaşka türbe yaptırdım. İçine dışına bambaşka resim vurdurdum. Taş
yontturdum. Gönüldeki sözümü vurdurdum ... On Ok oğluna, yabancına kadar
bunu görüp bilin! Ebedî taş yontturdum ... yontturdum, yazdırdım. ... O taş
türbesini ...
Batı Yüzü:
... üstte ... Bilge Kağan uçtu. Yaz olsa, üstte gök davulu gürler gibi,
öylece ve dağda yabani geyik gürlese, öylece mateme gark oluyorum. Babam kağanın
taşını kendim kağan ......
Güneybatı Yüzü:
Bilge Kağan kitâbesini Yollug Tigin, yazdım. Bunca türbeyi,
resimi, sanatı
... kağanın yeğeni Yollug Tigin ben bir ay dört gün oturup yazdım,
resimledim.
|